Sağlıkla ilgili en son gelişmeleri takip etmek istiyorsanız e-posta adresinizi yazınız

   
 
Üyelik İptal
Gida Katki Maddeleri Kullanimi Hakkinda Genis Kapsamli Bir Arastirma
Günümüzde besinlerin üretim ve tüketim iliskileri gida katki maddelerinin (GKM) kullanimini teknolojik bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadir. Endüstrinin gelismesi ile besin üretiminin ve islenmesinin artmasi GKM kullanimini da artirmistir. Ev disinda çalisanlarin artmasi, beslenme aliskanliklarinin degismesi, besin hazirlama için az zaman kalmasi veya besin hazirlama için az vakit harcama istegi yari-hazir veya ticari olarak tamamen hazirlanmis olan besin üretimini tesvik etmis, bu da GKM kullanimini kaçinilmaz kilmistir. (1)

GKM’nin Tanimi
GKM Türk Gida Kodeksi Yönetmeliginde (2) söyle tanimlanmaktadir:

§ Tek basina gida olarak tüketilmeyen veya gida ham ya da yardimci maddesi olarak kullanilmayan,

§ Tek basina besleyici degeri olan veya olmayan,

§ Seçilen teknoloji geregi kullanilan,

§ Islem veya imalat sirasinda kalinti veya türevleri mamul maddede bulunabilen,

§ Gidanin üretilmesi, tasnifi, islenmesi, hazirlanmasi, ambalajlanmasi, tasinmasi, depolanmasi sirasinda gida maddesinin tat, koku, görünüs, yapi ve diger niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen degisikliklere engel olmak ve düzeltmek amaciyla kullanilan maddelerdir.

GKM’nin Siniflandirilmasi
Tanimdan da anlasilacagi gibi GKM’lerin kullanim amaçlarina göre 4 grupta toplayabiliriz.

1. Kaliteyi koruyarak raf ömrünü uzatanlar (Koruyucular)

a. Antimikrobiyaller (nitrit, nitrat, benzoik asit, propionik asit, sorbik asit, kükürt dioksit)
b. Antioksidanlar (BHA, BHT, Gallatlar)

2. Yapiyi ve hazirlama, pisme özelligini gelistirenler

a. pH ayarlayicilar
b. Topaklanmayi önleyenler (silikat, magnezyum oksit, magnezyum karbonat)
c. Emülsifiyerler (lesitin, mono ve digliseritler)
d. Stabilizörler, kivam arttiricilar, tatlandiricilar
e. Mayalanmayi saglayici ajanlar
f. Nem ayarlayicilar
g. Olgunlastiricilar
h. Agarticilar, dolgu maddeleri, köpük ayarlayicilar, parlaticilar

3. Aromayi ve rengi gelistiriciler

a. Çesni arttiricilar (MSG)
b. Çesni vericiler (Aroma maddeleri)
c. Renklendiriciler (tartrazin, indigotin,...vb.)

4. Besin degerini koruyucu, gelistiriciler (Besin ögeleri)

a. Isleme sirasinda kaybolan besin ögelerini yerine koyma (B1, B2, niasin)
b. Diyette eksik olabilecek besin ögelerini ekleme (A, D vitaminleri)

Görüldügü gibi GKM kullanimi ile pek çok yarar saglanmaktadir. Ancak tüketiciler GKM ile ilgili saglik endiseleri tasimakta ve GKM’ni sagliga zararli kimyasal maddeler olarak düsünmektedirler(3).“Food Additives” adeta “Food Badditives” seklinde algilanmaktadir. GKM’lerin kullanimi ile ilgili 2 görüs vardir.

1. Bir katki maddesi herhangi bir dozda kansere neden oluyorsa, katki maddesi olarak besine katilmamalidir.

2. Katki maddeleri laboratuar hayvanlarinda yüksek dozda, kansere neden olabilirler ancak uygun miktarlarda kullanildiklarinda emniyetlidirler (4).

‘Toksik olan dozdur’ gerçeginden hareketle, ikinci görüs daha geçerli görülmektedir.

Besinlere Katilacak GKM Miktarlarinin Belirlenmesi Besinlere katilacak katki maddesinin maksimum miktarlarinin belirlenmesi için katki maddesinin ADI (Acceptable Daily Intake); günlük alinabilecek miktarinin bilinmesi gereklidir. Katki maddesinin ADI degeri toksikolojik testlerle saptanir. Deney hayvanlarinda öldürücü dozda (lethal doz = LD50 : deney hayvanlarinin % 50’sinin ölümüne neden olan doz) katki maddesi verilir. Daha sonra doz tedrici olarak azaltilarak doz-cevap iliskisi arastirilir. Her dozda; katki maddesinin emilimi, metabolizmasi ve atimi incelenir. Deney hayvanlarinin hücre, doku ve organlari incelenerek, karsinojenik, mutajenik, teratojenik ve allerjik etkileri arastirilir. Bu çalismalarda çesitli disiplinler görev alir.

Bunlar,
Kimya: Katki maddesinin analizi
Biyokimya: Katki maddesinin metabolizmasi
Hematoloji: Kan bulgulari
Bakteriyoloji: Mutajenik testler
Veteriner patoloji: Klinik ve histolojik incelemeler, otopsi
Farmakoloji: Katki maddesinin organ islevleri üzerine etkileri
Immünoloji: Allerjik etkiler
Istatistik: Verilerin analizi ile ilgili çalismalari yapar.
Çalismalar sonunda katki maddesinin hiçbir etkisinin bulunmadigi bir doz elde edilemezse katki maddesinin besinlere katilmasina izin verilmez. Sayet deney hayvanina hiçbir zit etki göstermeyen bir doz elde edilirse, bu doz “etkisiz doz” veya NOAEL (No Observed Adverse Effect Level) olarak tanimlanir. NOAEL dozu ile deney hayvanlarinin yasam süresinin %85’ini kapsayacak sürede deneye devam edilir. Ancak bu doz deney hayvaninin vücut agirliginin kilogrami basina mg olarak saptanmis bir dozdur ve insandaki etkileri bilinmemektedir. Deney insanlar üzerinde de etik nedenlerle yapilamayacagindan, güvenlik faktörü kullanilir. Güvenlik faktörü genellikle 100’dür. Yani deney hayvaninda hiçbir etki göstermeyen dozun 1/100’ü insan için kabul edilir. (ADI = NOAEL / 100). Böylece günlük alinabilecek miktar (ADI) insanin vücut agirliginin kilogrami basina mg olarak belirlenir. Günlük maksimum alim = ADI x Vücut agirligi seklinde saptanir(5,6).

Besine katilacak katki maddesinin maksimum miktarinin saptanmasinda 2. asama besinin üretim teknolojisinin gerektirdigi miktarin (Good Manufacturer Practice = GMP = Uygun Üretim Teknolojisi) ADI çerçevesinde belirlenmesidir. Eger GMP miktari ile ADI degeri asiliyorsa katki maddesinin kullanilmasina izin verilmez. ADI degeri GMP ile asilmiyor ise, bilinmesi gereken 2 veri daha vardir. Bunlardan biri katki maddesinin kaç çesit besine katilacagi, ikincisi ise bu besinlerin tüketim düzeyidir. Özetlersek besine katilacak katki maddesinin maksimum miktarinin belirlenmesi için:

a. ADI (mg / kg) degeri
b. Besinin üretim teknolojisinin gerektirdigi miktar (GMP)
c. Katki maddesinin kaç besine katilacagi
d. Besinlerin ortalama günlük tüketim miktarlarinin bilinmesi gerekir.
Dünya Saglik Örgütü (WHO) ile Gida ve Tarim Örgütü (FAO)nün katki maddeleri üzerine çalisan ortak uzmanlar komitesi (JECFA), dünyada, her çesit katki maddesi ile ilgili yapilan toksikolojik çalismalari degerlendirir ve uluslar arasi Gida Kodeksi Komisyonuna ( Codex Alimentarius Commission) öneriler sunar. JECFA, GKM’nin spesifikasyonlarini belirler, analiz yöntemlerini standardlastirir. GKM ile ilgili A, B, C listelerini hazirlar. A listesi pozitif listedir, GKM’nin ADI degerleri saptanmistir. B listesinde degerlendirilmesi tamamlanmamis katkilar yer alir. C listesi ise negatif listedir.Bu listede yer alan GKM’ lerinin besine katilmasina izin verilmez. FDA tarafindan da GKM ile ilgili GRAS (Generally Recognized As Safe) listeleri hazirlanir. ADI degeri kapsamli toksikolojk çalismalar sonucu bulunmus olmakla birlikte degismez degildir. Yeni arastirma verilerine göre azaltilip arttirilabilir. GKM ile ilgili çalismalar süreklilik özelligi tasir.

INS (International Numbering System) ve E Kodu Her GKM’nin uluslar arasi kabul görmüs bir numarasi vardir. Örnegin 621: Monosodyum glutamat (MSG), 102 : Tartrazin... gibi. Avrupa Ekonomik Toplulugu’nda kullanimina izin verilen katki maddelerine “European” kelimesinin bas harfi olan E kodu verilmistir. E621: MSG, E102 : Tartrazin gibi. Aroma maddelerine E kodu ve numara verilmemistir. Çünkü bu grup çok genistir. Yaklasik olarak 340 GKM varken, aroma maddelerinin sayisi 1700 civarindadir (7).

Türk Gida Kodeksi Yönetmeliginde çesitli amaçlarla kullanilan 300 civarinda gida katki maddesi yer almaktadir. Bunlar JECFA, FDA ve AT’nin çalisma sonuçlarina göre düzenlenmistir. Türk Gida Kodeksi Yönetmeligi’ ne(2) göre, besin etiketinde içindekiler kisminda besine katilmis olan katki maddesinin fonksiyonu ile birlikte adi veya E kodunun yazilmasi zorunludur.

Gida Katki Maddelerinin Fonksiyonlari
Koruyucular: Besinleri bakteri, küf, maya bozulmalarinda korumak, raf ömrünü uzatmak, dogal renk ve aromayi korumak amaciyla kullanilan bu maddelerin en çok tartisilanlari nitrit ve nitratlar (E250, E251)’dir. Kansere neden olan nitrozaminleri olustururlar. Kanin oksijen tasima yetenegini azaltirlar (8). Buna karsin bazi arastirmacilar nitritin et endüstrisinden katki maddesi olarak çikarilmasini olanaksiz olarak görmektedirler. Eger et ürünlerinde nitrit kullanilmasi yasaklanirsa pek çok et ürününün piyasadan kalkacagi; dolayisiyla hayvan üreticisinin, et teknolojsinin, insan beslenmesinin ve genel ekonominin önemli ölçüde zarara ugrayacagini savunmaktadirlar. Nitritsiz üretilecek et ürünlerinin dayanma süresinin azalmasi lezzetsiz ve kötü renkte olmasi ve dolayisiyla gida zehirlenmeleri yoluyla saglik sorunlari yaratacagi endisesi duyulmaktadir (9). Bu nedenlerle son üründe nitrit kalintisini ve nitrozamin olusmasini azaltacak yöntemler arastirilmaya baslanmistir.

Tokoferoller ve askorbik asit (10) ve laktik asit bakterileri (11) nitrozamin olusumunu azaltmaktadir. Gerek dünyada gerekse ülkemizde yapilan çalismalarda et ürünlerinde kalinti nitrit miktarinin azaldigi görülmektedir (12). Ülkemizde 1970’li yillarda yapilan çalismalarda et ürünlerinde izin verilenin çok üzerinde nitrit kullanimi saptanirken (13), son çalismalarda daha iyi sonuçlar alinmistir. Kuyumcu ve Yurttagül(12) 20 sucuk, 16 salam ve 13 sosis örneginin kalinti nitrit ve nitrat düzeylerini incelemislertir. Sonuçta, sucuk örneklerinin bir tanesinde kalinti sodyum nitrat düzeyi; salam örneklerinin bir tanesinde de kalinti sodyum nitrit düzeyi Türk Gida Kodeksi’nde izin verilen degerin üzerinde bulunmustur. Analize alinan et örneklerinin % 96’sinin kalinti nitrit ve nitrat miktarlari insan sagligi açisindan sorun yaratmayacak düzeydedir.

Astim, deri döküntüleri, hiperaktiviteye neden olabilen bir diger koruyucu katki maddesi Benzoik asit (E210)’tir (14, 8). Yapilan bir çalismada Ankara piyasasindan saglanan meyva sularinda Benzoik asit miktarinin izin verilen degeri astigi saptanmistir (15). Sos, ketçap, mayonez, reçel ve peynirlerde ise Benzoik asit ve Sorbik asit miktarlari izin verilen degerin altinda bulunmustur.

Astimli hastalarda astim ataklari baslatabilen bir diger koruyucu katki maddesi SO2 (E220)’dir. Insanlarin SO2’ye karsi tepkisi kisiden kisiye farklilik göstermektedir. Bazi kisiler günde 4g (50 mg/kg)’a herhangi bir tepki göstermezken, bazilarinda çok daha düsük dozlarda basagrisi mide bulantisi ve diare görülebilmektedir (16).

Sülfitler asirlardir kullanildigi halde, son 20-25 yilda astimli olan veya olmayan kisilerde allerjik reaksiyonlara neden olabilecekleri dikkati çekmistir. 1980’li yillarda en az 12 kisinin ölümüne neden olacak kadar ciddi allerjik reaksiyonlara yol açtigi saptanmistir (17). Pek çok ülkede izin verilen miktarlar oldukça azaltilmis ( ABD’de 10 ppm) olup, GRAS listesinden çikarilmistir (18). Her ne kadar genel populasyonda sülfit sensitivitesi bilinmiyorsa da astimli olmayanlarda nadirdir. Astimlilarda sülfit duyarliliginin % 3.9 oldugu, steroid bagimli astimlilarda ise % 8.4 oldugu tahmin edilmektedir (14).

Antoksidanlar, oksidatif degisiklikleri geciktirerek besinin raf ömrünü arttirmak için kullanilirlar. Besindeki oksidatif reaksiyonlar lipidlerin, renk maddelerinin, elzem amino asitlerin ve vitaminlerin yikimi sonucu olusur. Arzu edilmeyen koku, aroma, tat degisiklikleri, enzimatik kararma veya renk kaybi, acima (oksidatif ransidite) önlenir veya geciktirilir. Antioksidanlar özellikle yaglarda ve yagli besinlerde kullanilirlar.

Yapiyi ve Hazirlama, Pisme Özelligini Gelistirenler:
Asitligi düzenleyiciler besinin pH’sini ayarlamak için kullanilirlar. Bunlar pH’yi düsürerek besinde bakteriosidal ve bakteriostatik etki de gösterebilirler. Artmis asidite bir çok patojenik ve besini bozan mikroorganizmanin isiya duyarliligini arttirir. Pisirme ve diger isi uygulamasi bakteriyi yok eder. Artmis asidite, mikroorganizmalarin üremesini inhibe ederek bazi besinlerin raf ömrünü uzatir.

Topaklanmayi önleyici maddeler tuz, pudra sekeri, süt tozu gibi toz halindeki karisimlarin akabilme özelligini korumak, topaklanmayi, bir araya toplanmayi önlemek için kullanilir. Emilgatörler yüzey gerilimini azaltarak su ve yagin birbirine karismasi ve homojen bir dagilma saglanmasi için kullanilirlar. Stabilizörler ise bunlarin yeniden ayrilmasini önlemek amaciyla kullanilirlar(1,7).

Aroma ve Rengi Gelistiriciler:

Çesni artiricilar : Ençok kullanilan çesni verici madde monosodyum glutamat (MSG) tir.Tat reseptör fizyolojisi ile ilgili çalismalar 5. temel tadin varligini ortaya koymustur. Bu MSG tarafindan olusturulan ve ‘umami’ denen taddir. MSG’in Çin Restorani Sendromu’na neden olabilecegi ancak bu sendromun % 3’ten fazla MSG konsantrasyonundan sonra çok az sayidaki kiside olusabilecegi belirtilmektedir. Ayrica Çin Restorani Sendromu belirtileri ile (uyusma, fasial basinç, bas dönmesi, bas agrisi, terleme, bulanti, kusma, çarpinti, boyun ve sirt agrisi, flashing) plazma glutamat düzeyleri iliskilendirilememistir. Kullanimi GMP olarak saptanan MSG, günde 2 gramin altinda Na almasi gereken kisiler tarafindan kullanilmamalidir. Na içerigi NaCl’den daha azdir. Bir gram tuzda 400 mg Na bulunurken, 1 gram MSG’da ~150 mg Na vardir.

Aroma arttiricilar aromayi daha cazip hale getirmek, orijinal aromayi korumak veya düzeltmek, arttirmak amaciyla kullanilir (1, 7)

Renklendiriciler: Isleme ve depolama sirasinda kaybolan dogal rengi yeniden kazandirmak, zayif olan rengi kuvvetlendirmek, gerçekte renksiz olan besine renk vermek, düsük kaliteyi gizleyerek tüketici begenisi kazanmak amaciyla katilirlar (19). Toksik ve karsinojenik olarak degerlendirilen renklendiricilerin kullanimi yasaklanmistir. Geriye kalan renklendiricilere iliskin saglik sorunlari duyarli kisilerde genellikle allerjik reaksiyonlar ve deri döküntüleri, astim ve hiperaktivitedir (14).Bu renklendiricilerin izin verilen miktarlardan fazla katilmasi saglik risklerini arttirabilir. Topsoy ve arkadaslari (19) 80 adet akide sekerini ve 60 adet içecek tozlarini renklendiriciler açisindan incelemisler ve bu ürünlerde izin verilen renklendiricilerin kullanildigini, ancak kullanilan miktarlarin izin verilenin çok üzerinde oldugunu saptamislardir. Demirer (20) ise 201 sekerleme ürününden 25’inin izin verilen renklendiricilerle, 66’sinin izin verilen ve verilmeyen renklendiricilerle karisik olarak, 110’unun ise izin verilmeyen renklendiricilerle boyandigini saptamislardir. Yentür ve arkadaslari (21) da 25 sekerleme örneginin 11’inde izin verilmeyen renklendiricilere rastlamislardir. Kalyoncu ve Yurttagül’ün (22) pasta süsleri ve sekerlemeler üzerinde yaptiklari çalismada ise pasta süslerinin % 12.5’inde izin verilen boyalarin izin verilen miktarlarda, % 59.4’ünde izin verilen boyalarin izin verilen miktarlarin üzerinde, % 28.1’inde ise izin verilmeyen boyalarin kullanildigini saptamislardir. Sekerlemelerde ise uygun renklendirici kullanim orani % 20.8’dir. Yüzde 64.2 oranindaki sekerlemede izin verilen boyalar yüksek miktarlarda, % 15 oranindaki sekerlemede ise yasaklanmis boyalar kullanilmistir.

GKM uygun sekilde kullanildiginda, yani izin verilen katki maddesi, izin verilen besinlerde ve izin verilen miktarlarda kullanildiginda; baska bir deyisle yasalara uygun sekilde kullanildiginda yararlandigimiz ve saglik riskleri minimize edilmis maddelerdir. Uygun GKM kullanimi ile ürün çesitliligi artacak, besin kayiplari azalacak, fiyatlar düsecek ve beslenme durumu olumlu etkilenecektir. GKM’nin uygun kullanimi üretici, tüketici ve devlet isbirligini gerektirmektedir. Üreticiler otokontrole, ürettikleri besinin kalitesini üretim asamalarinda, satisa sunmadan önce kontrol etmeye önem vermelidir. Bunu kavrayan üreticiler kaliteli ve saglikli üretim yaparak hem halk sagligina hizmet edecekler, hem de rekabette öncelik kazanacaklardir. Tüketiciler GKM’ler konusunda bilinçlendirilmelidir. Besin sanayi için tüketici istekleri son derece önemlidir. Bilinçli tüketici hem üreticiyi dogru GKM kullanimi konusunda hem de devleti etkin kontrol yapma konusunda daha duyarli hale getirecektir. Devlet de etkin kontrol mekanizmasi kurmali, üreticilerin otokontrol çalismalarini tesvik etmeli, denetlemeli, analiz yöntemlerini standartlastirmali ve GKM analizi yapacak laboratuvarlari gelistirmelidir.

Sonuç olarak üreticilerin ve tüketicilerin GKM konusunda bilinçlendirilmeleri ve devletin de etkin bir denetim mekanizmasi kurmasiyla GKM lerinin saglik riskleri en aza indirilir ve besin sanayinin gelismesi saglanir.

Kaynaklar

1 - Briggs DR. Food Additivis. Wahlgvist ML(Ed). Food and Nutrition. Allen & Unwin Pty Ltd. Australia, 1997
2 - Türk Gida Kodeksi Yönetmeligi. T.C. Resmi Gazete. Sayi: 23172 16 Kasim 1997
3 - Yurttagül M. Tüketicilerin Gida Katki Maddeleri Ile Ilgili Bilgi ve Uygulamalari. Beslenme ve Diyet Dergisi. 20(2): 199, 1991
4 - Brown JE. Nutrition Now. West Publishing. St. Paul, 1997
5 - Gürcan T. Gida Maddelerinin Toksikolojik Açidan Degerlendirilmesi. Gida Sanayii 7(2): 29, 1993
6 - Renwiek AG. The Use of an Additional Safety or Uncertainity Factor for Nature of Toxicity in the Estimation of Acceptable Daily Intake and Tolerable Daily Intake Values.Regulatory Toxicotry and Pharmacology. 22:250, 1995
7 - Thomas B. Manual of Dietetic Practice. Blackwell Scientific Publications. Oxford,1988
8 - Yurttagül M. Hizli Hazir Yemek Fast Food Sisteminde Kullanilan Katki Maddeleri. Akdag F., Arslan P(Ed):Hizli Hazir Yemek Sistemi (Fast Food). Türkiye Diyetisyenler Dernegi Yayini:6, Ankara, 1993
9 - Gökalp HY. Et Ürünlerine Katilan Nitrat, Nitrit Miktarinin Azaltilmasi. N-Nitrosamin Olusum Reaksiyonlarinin Engellenmesi ve Gidalarda N- Nitrosaminlerin Saptanmasi Gida. 10(3):161, 1985
10- Tömek S., Serdaroglu M. Et Ürünlerinde Nitrosamin Olusumunu Etkileyen Faktörler. Gida Mühendisligi Kongresi (Ed: Çetin M ve ark.). Ege Üniversitesi Matbaasi. Izmir, 1992
11- Vural H., Öztan A. Et Ürünlerinde Nitrosamin Olusumunun Laktik Asit Bakterileri Kullanimiyla Önlenmesi.Gida. 16(4): 231, 1991
12- Kuyumcu A.,Yurttagül M. Ankara Piyasasinda Satilan Salam, Sucuk ve Sosislerin Nem Yag, Tuz, Kül ve Kalinti Nitrit-Nitrat Miktarlarinin Tayini Üzerine Bir Arastirma. Beslenme ve Diyet Dergisi. 29(2):14, 2000
13- Alperden I., Kocakusak S., Konukçu H., Türkmen S. Gida Maddelerinde Çesitli Standartlara Göre Müsaade Edilmeyen Katki Maddelerinin Saptanmasi.TÜBITAK Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Arastirma Enstitüsü Yayin No:38, 1979
14- Adams EJ. Nutritional Care in Food Allergy and Food Intolerance.Mohan LK., Arlin M. (Ed):Food Nutrition and Food Therapy. WB Sounders Company. Philadelphia, 1992
15- Yentür G., Bayhan A. Bazi Gida Maddelerinde Sorbik ve Benzoik Asit Miktarlarinin Arastirilmasi. Gida. 15(2): 79, 1990
16- Carbaroglu T., Canbas A. Sarapçilikta Kükürt Dioksit Kullanimi ve Önemi. Gida. 18(2):83, 1993
17- Jacopson MF., Fritschner I. The Completely Revised and Updated Fast Food Guide. Workman Publishing. New York, 1991
18- Saldamli I., Uygun Ü. Gida Katki Maddeleri. Saldamli I.(Ed):Gida Kimyasi.Hacettepe Üniversitesi Yayinlari. Ankara, 1998
19- Topsoy H., Demirer A., Bozkurt M. Bazi Sekerli Gidalara Katilan Sentetik Organik Gida Boyalarinin Miktar Tayini. Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi. 48(1):21, 1991
20- Demirer A. Sekerdeki Boyalarin Ince Tabaka Kromatografisi ile Tanimlanmalari Üzerine Arastirmalar.A.Ü. Veteriner Fakültesi Dergisi. 21: 145, 1974
21- Yentür G., Karakaya AE. Kullanimi Yasaklanan Aromatik Azo Yapisindaki Gida Boyalarinin Bazi Gida Maddelerinde Arastirilmasi.Gida. 10(6): 371, 1985
22- Kalyoncu A., Yurttagül M. Ankara Piyasasinda Satilan Çesitli Dondurma, Sekerleme ve Pasta Süslerine Katilan Sentetik Gida Boyalarinin Kantitatif Olarak Arastirilmasi. Beslenme ve Diyet Dergisi. 24(2):279, 1995
Kaynak: Prof.Dr.Mine Yurttagül
Okunma sayısı: 23166
 Sayfa Başı
 Geri Dön
 Anasayfaya Dön
 
Sayın kullanıcımız:
saglikvakfi.com ve saglikvakfi.org.tr' nin içeriği, kullanıcıyı sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut ilaç tedavisinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. saglikvakfi.com ve saglikvakfi.org.tr'nin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir.